"Peki niçin bu kadar çok uşak var burjuva içinde, hem öylesine soylu görünüşü varken hepsinin?"

Dostoyevski/ Batı Batı Dedikleri.

Dosto yine turnayı gözünden vurarak iki bin on beşin ortalarını yaşadığımız şu döneme kadar hiç mi hiç değişmeyen bir tespit yapmış.

Hepimiz uşağız aslında yeterince zengin değilsek, ama görünüş budalaları yüzünden hayatımız sikilmiş, güzel giyinmek zorundaymışız gibi hissediyoruz. Yok böyle bir şey dostlarım, bizler soylu değiliz.

film üzerine: good mornign, vietnam (1987)

otobüsten indiğimizde şehrin sıcağından olsa gerek ensemizi yoklayacağız. karşımıza dizilmiş sıra dağların eteklerinden günaydınlar çıkarıp tanımadığımız insanların önüne sunacağız. reklamlara sahne olmuş televizyonların önünde durup her sabah kendimizi izlerken bir kez daha sıcağı hissedeceğiz.

vietnam! vietnam! 

çöp kutusundan çıkan en güzel bifteklerin olduğu yerden selamlar getireceğiz. tabii çöp kutusuna giden hayallerimizi de unutmadan bir kadının peşinden koşup bir adamın arkadaşlığıyla onlarca kişiye topa böyle vurulur dersi verirken yaşlanacağız. sonra gün gelir de tekrar izlerken kendi filmimizi elimiz titreyecek, intihar edeceğiz. 

good evening istanbul!

hayat buysa kral imdb: http://www.imdb.com/title/tt0093105/?ref_=nv_sr_2

aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor.

Dört başı mağmur tarlaların içinden geçmek gibi bir hayalim vardı, ne yazık İstanbul’da yaşıyordum. Mevsim yazdı, çantamda iki eski okunmuş kitap, bir de ellilik su vardı. Cadde’ye yeni varmıştım ki bu şehirde her köşebaşı yaşayanın ayrı bir caddesi vardır, dönecek bir köşe aradım, caddenin tamamı güneş alıyordu ve ne yazık ki üstümde yarısı siyah yarısı beyaz kısa kollu bir zımbırtı vardı. Seba’nın öldüğünü duyunca almıştım. Cenazesi İnönü’den kalkacakmış efsanenin. Seba sağolsun, buram buram terlemiş buram buram kokuyordum. Özünde bir Galatasaraylı olarak siyahların beyazların içinde stadyuma vardım. Girişte binlerce kişi sloganlarla Seba’yı bekliyordu. Genç, keçi sakallı birinin yanına yaklaştım, saatime bakıyor gibi yaparak soru soracaktım, kafam koluma gitti; ama saatim yoktu. Tam soruyu soracağım sırada çöp arabası geçti, bastım küfürü Beşiktaş Belediyesine. Eskiden Eyüp Sultan’ı temiz tutalım sloganıyla Eyüp’ten geçen çöp arabaları gibi marşlarla geçmişti araba. Her neyse araba geçer geçmez çocukla göz göze geldik,

"Seba," dedim, "kaçta gelecek?"

"Bilmiyoruz birader, bekleriz biz," dedi.

"Eyvallah!" dedim. Sloganlar atılırken terden renk değiştirip daha siyah beyaz olan kısa kollum üstüme yapışmış vaziyette stadın kuytu köşelerini aramaya başladım. Aklıma bir soru geldi, bu insanlar dedim, nereye sıçacaklar? Üstümü değiştirecek bir yer arıyordum artık. Prefabrik de olsa bir tuvalet arıyordu insan. Turuncu kazaklı görevlilerden birine yaklaşıp durumu anlattım. Aşağılarda bir yerde olacakmış. En alt katta olduğumu zannediyordum. Aradan bir yerden girdim, sahi prefabrik tuvaletler vardıİ; ama önünde kimse yoktu. Bu kadar kişi içine mi hallediyordu bu işi? Aranmaya başladım. Tam anlamıyla bir kedi gibiydim. Kumdu her taraf, ama İnönü’ye bunu yapmaya içim elvermiyordu. Dolanırken Gönül Turgut’un Birazcık Yüz Ver şarkısı kulağımda çınlamaya başladı, sesi takip ettim, sonunda önünde dört kişinin olduğu bir tuvalet bulmuştum. Yaklaştım, tuvalet sırasından bir kişi eksildi. Erkek nesli hızlı tuvalet işi görmesiyle ünlüdür, bilirsiniz. Organ prefabrik bir kere, kullanışlı. Üç kişinin sonuncusu içeri girdi, otuz saniye sonra hassiktir diye bir ses geldi içerden. Tuvalet bozulmuş.

Oh dedim, yapma devletlim! Bunu yapma!

Seba niyetine geldiğim yerde ne hallere düştüm derken bir anonsla Seba’nın geldiği duyruldu. Sloganlar iki kat daha arttı. Büyük başkan Seba artık staddaydı. Koşa koşa çıktım dışarı. Dışarı çıkarken garip bir şekilde pembeye boyanmış bir kirişe siyah beyaz kısa kollumu takıp ortadan yardım.

Oh dedim, yapma devletlim. Bari bunu yapma!

Oluyordu, bir insanı anmaya gitsen de bu tarz kazalar yaşanabiliyordu.
Seba’yı uğurladık. İnsan ölüyordu. İnsan hep ölüyordu, bir şey yapamıyorduk. İki kere ikinin beş ettiği bu topraklarda sıkça ölüyorduk. Hadi bizi geçelim devletlilerimiz de bir şey yapamıyorlardı. Yaratanı pek sevmiyorlardı da yaratan iyiydi devletlilerimizde. Bir de hiç devletli görememiştim yanımda yamacımda. Seba ölmüştü. Gordon ağlıyordu.

Bir saat sonra çekirdek yemeye çıktım. Beşiktaştan geçip Ortaköy’e varmışım. Sinekler peşimi bırakmamış, çekirdeğim bitmiş, hala terliyim; ama yaşıyorum. Çünkü insan yaşıyor dostlarım.

it’s my pıreşıırs.

Ünlü ressamlardan, inşaat işçilerine kadar hepimiz imzamızı bırakmak istiyoruz. Kalıcı olmak. Ölümden sonraki yaşamınız.
Hepimiz kendimizi anlatmak istiyoruz. Hiç kimse unutulmak istemiyor.

Küçük düşünülmüş olmaktansa kötü yapılmış olsun daha iyi!

bir Nietzshche atasözü.

Yılda sadece iki hafta gördüğün dokuz yatak odalı bir evin varsa, kaybolan bölümü fark etmen birkaç sezonu bulabilir. Bu insanların çoğunun en az yarım düzine evi vardır. Üstelik bunlar gerçek evleri değildir. Bunlar yatırımdır. Daireleri ve kooperatifleri vardır. Londra ve Hong Kong’da daireleri vardır. Her farklı yerel saatte kendilerini bekleyen farklı bir diş fırçası bulunur. Her kıtada bir yığın kirli çamaşır.

Chuck Palahniuk/ Günce

Akira abimizin yüz favori filmi! İki dakika entel olup fularımızı takıp okuyalım, sonra wtf! deriz.

1. Broken Blossoms or The Yellow Man and the Girl (Griffith, 1919) USA
2. Das Cabinet des Dr. Caligari [The Cabinet of Dr. Caligari] (Wiene, 1920) Germany
3. Dr. Mabuse, der Spieler – Ein Bild der Zeit [Dr. Mabuse, the Gambler] (Lang, 1922) Germany
4. The Gold Rush (Chaplin, 1925) USA
5. La Chute de la Maison Usher [The Fall of the House of Usher] (Jean Epstein, 1928) France
6. Un Chien Andalou [An Andalusian Dog] (Bunuel, 1928) France
7. Morocco (von Sternberg, 1930) USA
8. Der Kongress Tanzt (Charell, 1931) Germany
9. Die 3groschenoper [The Threepenny Opera] (Pabst, 1931) Germany
10. Leise Flehen Meine Lieder [Lover Divine] (Forst, 1933) Austria/Germany
11. The Thin Man (Dyke, 1934) USA
12. Tonari no Yae-chan [My Little Neighbour, Yae] (Shimazu, 1934) Japan
13. Tange Sazen yowa: Hyakuman ryo no tsubo [Sazen Tange and the Pot Worth a Million Ryo] (Yamanaka, 1935) Japan
14. Akanishi Kakita [Capricious Young Men] (Itami, 1936) Japan
15. La Grande Illusion [The Grand Illusion] (Renoir, 1937) France
16. Stella Dallas (Vidor, 1937) USA
17. Tsuzurikata Kyoshitsu [Composition Classes] [Lessons in Essay] (Yamamoto, 1938) Japan
18. Tsuchi [Earth] (Uchida, 1939) Japan
19. Ninotchka (Lubitsch, 1939) USA
20. Ivan Groznyy I, Ivan Groznyy II: Boyarsky Zagovor [Ivan the Terrible Parts I and II] (Eisenstein, 1944-46) Soviet Union
21. My Darling Clementine (Ford, 1946) USA
22. It’s a Wonderful Life (Capra, 1946) USA
23. The Big Sleep (Hawks, 1946) USA
24. Ladri di Biciclette [The Bicycle Thief] [Bicycle Thieves] (De Sica, 1948) Italy
25. Aoi sanmyaku [The Green Mountains] (Imai, 1949) Japan
26. The Third Man (Reed, 1949) UK
27. Banshun [Late Spring] (Ozu, 1949) Japan
28. Orpheus (Cocteau, 1949) France
29. Karumen kokyo ni kaeru [Carmen Comes Home] (Kinoshita, 1951) Japan
30. A Streetcar Named Desire (Kazan, 1951) USA
31. Thérèse Raquin [The Adultress] (Carné, 1953) France
32. Saikaku ichidai onna [The Life of Oharu] (Mizoguchi, 1952) Japan
33. Viaggio in Italia [Journey to Italy] (Rossellini, 1953) Italy
34. Gojira [Godzilla] (Honda, 1954) Japan
35. La Strada (Fellini, 1954) Italy
36. Ukigumo [Floating Clouds] (Naruse, 1955) Japan
37. Pather Panchali [Song of the Road] (Ray, 1955) India
38. Daddy Long Legs (Negulesco, 1955) USA
39. The Proud Ones (Webb, 1956) USA
40. Bakumatsu taiyoden [Sun in the Last Days of the Shogunate] (Kawashima, 1957) Japan
41. The Young Lions (Dmytryk, 1957) USA
42. Les Cousins [The Cousins] (Chabrol, 1959) France
43. Les Quarte Cents Coups [The 400 Blows] (Truffaut, 1959) France
44. A bout de Souffle [Breathless] (Godard, 1959) France
45. Ben-Hur (Wyler, 1959) USA
46. Ototo [Her Brother] (Ichikawa, 1960) Japan
47. Une aussi longue absence [The Long Absence] (Colpi, 1960) France/Italy
48. Le Voyage en Ballon [Stowaway in the Sky] (Lamorisse, 1960) France
49. Plein Soleil [Purple Noon] (Clément, 1960) France/Italy
50. Zazie dans le métro [Zazie on the Subway] [Zazie on the Underground] (Malle, 1960) France/Italy
51. L’Annee derniere a Marienbad [Last Year in Marienbad] (Resnais, 1960) France/Italy
52. What Ever Happened to Baby Jane? (Aldrich, 1962) USA
53. Lawrence of Arabia (Lean, 1962) UK
54. Melodie en sous-sol [Any Number Can Win] (Verneuil, 1963) France/Italy
55. The Birds (Hitchcock, 1963) USA
56. Il Deserto Rosso [The Red Desert](Antonioni, 1964) Italy/France
57. Who’s Afraid of Virginia Woolf? (Nichols, 1966) USA
58. Bonnie and Clyde (Penn, 1967) USA
59. In the Heat of the Night (Jewison, 1967) USA
60. The Charge of the Light Brigade (Richardson, 1968) UK
61. Midnight Cowboy (Schlesinger, 1969) USA
62. MASH (Altman, 1970) USA
63. Johnny Got His Gun (Trumbo, 1971) USA
64. The French Connection (Friedkin, 1971) USA
65. El espíritu de la colmena [Spirit of the Beehive] (Erice, 1973) Spain
66. Solyaris [Solaris] (Tarkovsky, 1972) Soviet Union
67. The Day of the Jackal (Zinneman, 1973) UK/France
68. Gruppo di famiglia in un interno [Conversation Piece] (Visconti, 1974) Italy/France
69. The Godfather Part II (Coppola, 1974) USA
70. Sandakan hachibanshokan bohkyo [Sandakan 8] (Kumai, 1974) Japan
71. One Flew Over the Cuckoo’s Nest (Forman, 1975) USA
72. O, Thiassos [The Travelling Players] (Angelopoulos, 1975) Greece
73. Barry Lyndon (Kubrick, 1975) UK
74. Daichi no komoriuta [Lullaby of the Earth] (Masumura, 1976) Japan
75. Annie Hall (Allen, 1977) USA
76. Neokonchennaya pyesa dlya mekhanicheskogo pianino [Unfinished Piece for Mechanical Piano] (Mikhalkov, 1977) Soviet Union
77. Padre Padrone [My Father My Master] (P. & V. Taviani, 1977) Italy
78. Gloria (Cassavetes, 1980) USA
79. Harukanaru yama no yobigoe [A Distant Cry From Spring] (Yamada, 1980) Japan
80. La Traviata (Zeffirelli, 1982) Italy
81. Fanny och Alexander [Fanny and Alexander] (Bergman, 1982) Sweden/France/West Germany
82. Fitzcarraldo (Herzog, 1982) Peru/West Germany
83. The King of Comedy (Scorsese, 1983) USA
84. Merry Christmas Mr. Lawrence (Oshima, 1983) UK/Japan/New Zealand
85. The Killing Fields (Joffé, 1984) UK
86. Stranger Than Paradise (Jarmusch, 1984) USA/ West Germany
87. Dongdong de Jiaqi [A Summer at Grandpa’s] (Hou, 1984) Taiwan
88. Paris, Texas (Wenders, 1984) France/ West Germany
89. Witness (Weir, 1985) USA
90. The Trip to Bountiful (Masterson, 1985) USA
91. Otac na sluzbenom putu [When Father was Away on Business] (Kusturica, 1985) Yugoslavia
92. The Dead (Huston, 1987) UK/Ireland/USA
93. Khane-ye doust kodjast? [Where is the Friend’s Home] (Kiarostami, 1987) Iran
94. Baghdad Cafe [Out of Rosenheim] (Adlon, 1987) West Germany/USA
95. The Whales of August (Anderson, 1987) USA
96. Running on Empty (Lumet, 1988) USA
97. Tonari no totoro [My Neighbour Totoro] (Miyazaki, 1988) Japan
98. A un [Buddies] (Furuhata, 1989) Japan
99. La Belle Noiseuse [The Beautiful Troublemaker] (Rivette, 1991) France/Switzerland
100. Hana-bi [Fireworks] (Kitano, 1997) Japan

böyle de bir şey var uzaklarda

Kendimi Dostoyevski gibi hissediyorum. Yazar ve ölü.

neyin ne zaman olacağı, kimin ne zaman gideceği, ölümün ne zaman geleceği ve intihar paranoyalarıyla nelerin gerçekleşebileceği belli olmaz.

anı yaşayın dostlarım!

robin williams

robin williams.

öldü.

makarnadanpapyon:

Yakıcı güneş tepede,
Ter boncuk, boncuk damlıyor,
Yere düştüğünde cızırdıyordu.
Kenardaki barda,
Bir bardak viski içtim
Tadı kötüydü.
Çıkarken pis sırıttılar;
Ben raconu öğrenemeyeceğim.
Atın üstünde midem bulandı
Kustum biraz.
Belki de çok korktuğumdan.
Düelloya da gidesim yoktu

avare gez memleketlim,
davara ortak bul,
aziz vatanı azize eyleyip tecavüz eyle memleketlim,
memelerini sıkıştır iktidar sahiplerinin,
hattı değil de sathı savunma yap memleketlim,
sivri dilini boğazlarına sar,
ölümüne para saç memleketlim,
vergi meselesi, alır başını sonra,
utanma memleketlim,
hepimiz aynıyız vesselam,
satırlara inci boncuk döşe memleketlim,
hapishaneye düş, haşhaş topla,
aman diyeyim memleketlim,
sakın kafanı çalıştırayım deme,
olur mu böyle memleketlim?
bir sigara ver de yakalım.
ah memleketlim ah.
benim dilimde tüy bitti de, 
sen devr-i alemi sivas’ta son buluyor sanıyorsun.
gel biraz konuşalım memleketlim,
bana de ki, eyiye gidiyor eyiye!
cihangir küpeli memleketlim, 
sinemada ne var en iyi sen bilirsin,
köşebaşı ceketli memleketlim,
nuriyi zekiye yeğlersin, bilirim.
izmariti tramvay altında kalmış memleketlim,
anarşistsin, oy vermezsin, bilirim.
siyah ceketli memleketlim,
çok iyi biliyormuşsun öyle dediler?
doğru mu memleketlim?
doğruya selamı var ferhunde’nin.
öper ellerinden bebeler memleketlim.
dilimiz sivri de dişimiz değil ah.

"hile yapıp yakalanıyorsan hilecisindir, hile yapıp yakalanmıyorsan başarılısındır!"

Mr. Cartmanez

South Park 12-5